22 Haziran 2014 Pazar

Aret Vartanyan



Şu andaki hayatın seni tatmin etmiyorsa bir yerden başlamak zorundasın. Yoksa koşullarına boyun eğip her gün kendinden biraz daha vazgeçeceksin. Her şey bir anda değişmeyecek ama taş taş üstüne koyarak yürüyeceksin. Önce şu soruyu cevapla yaşamında ilk değişmesini istediğin şey ne? Biraz hayal kur. Sonra devam edeceğiz.

Aret Vartanyan

http://www.aretvartanyan.com/

Etiketler: , ,

16 Eylül 2012 Pazar

Türkiye'nin Canı...

Anadolu Sincabı, Karakulak, Akkuyruklu Kartal, Boz Ayı, Peçeli Baykuş, Ulu Geyik ve daha niceleri. 134 türün nesli tehlike altında. Sadece CAN yazıp, 8486'ya mesaj atıp, 5 TL'lık bağışla bu yokoluşa dur diyerek, korunmalarına destek verin.

Etiketler: , , , , , ,

9 Aralık 2011 Cuma

Son günler...

Son günler blogdan ayrı fakat onun dışında herşey ucu ucuna geçiyor.

Trafik beni bezdirdi, işler çok, benimse halim yok.

Bir yerden başlamak lazım diyerek bu saatte yazmaya karar verdim. Umarım maya olur, yazıların devamı gelir. Çünkü kim okuyor merakım yok kendim için yazıyorum.

2012 yaklaşıyor ben daha yeni heyecanlanıyorum. Önceki senelerde çok daha erken başlardı yeniyıl heyecanı. Beklentilerin gerçekleşmesi, dilekler, hayaller...

Güzel bir yıl olsun herkes için. Sağlık, mutluluk, uyum, bolluk, bereket, aşk, sevgi, barış içinde yaşasın tüm varlıklar.

Bu arada güzel bir haber Başmelek Mesaj Kartları yeniden farklı bir yayımevinden çıktı. D&R da satıyor. Satın almak ya da bilgi sahibi olmak isterseniz;


Sevgiler, güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle...

Etiketler: , ,

23 Haziran 2011 Perşembe

Doğanın mucizeleri...


Doğanın mucizeleri hiç eskimiyordu. Doğa her zaman yeniydi. Bu sabah gibi, bu rüzgar gibi, şu köpükler gibi. Doğaya ilişkin, kanıksadığımızı sandığımız en tanıdık imgeler bile her an yepyeni bir mucizeyle yenilenebilir, yepyeni bir görünüş, derinlik ve anlam kazanır; her şey birdenbire yerkürenin var olduğu ilk günkü kadar taze ve kullanılmamış oluverirdi. Doğa hiç bıkkınlık vermiyor, hiç usandırmıyor, her seferinde şaşırtmayı sürdürüyordu.

Murathan Mungan
Şairin Romanı
Sf.10
Bölüm 1-Koku

Etiketler: , , ,

20 Haziran 2011 Pazartesi

Kapı ağzında...


Kahvede, kapı ağzındaki masalardan birine oturmuş, kapı her açıldığında içeri dolan soğuktan sanki gelen kişi sorumluymuşçasına, her yeni girenin yüzüne kötü kötü bakıp burnundan soluyordu.

İnsanın kendine kızgın olduğu zamanlarda, kendi dışında bir düşman yaratmak, öfkesini ona boşaltmak ihtiyacı duyduğunu bilen adamlardandı. Ya usulca kapıyı örtüp bir köşeye çekilecek ya da bu oyuna katılıp istediğini verecekti.

Bir an durup hangisini seçmek istediğini tarttı içinde ve onu uyguladı.

Kibrit Çöpleri
Metis Yayınları
Şubat 2011


Her gün ilaç niyetine bir tane okuyorum bitmesin diye.

Hayatımın yarısından fazlası onunla geçti. Tekrar tekrar okudum romanlarını, şiirlerini... Hala da okuyorum ve her seferinde daha farklı algılıyor ve seviyorum.

Henüz tanışmadıysanız tam vaktidir derim. Hadi bir merhaba deyin Murathan Mungan'a!

Merhaba

Etiketler: , , , , ,

17 Haziran 2011 Cuma

Günde 1 resim...

Harika bir site keşfettim:

http://gunde1resim.com/

Benim resim bilgim öyle engin değildir maalesef.

Fakat severim, en bilindikleri bilirim, tüm ressamlara da hayranlığım sonsuzdur.

Bugünlerde her gün bu siteyi takip, site sahibini de takdir eder oldum.

İstiyorum ki herkes bilsin, takip etsin, bilgisini arttırsın ve her gün gözlerine şahane görüntülerle bayram ettirsin.

Özellikle arşiv sayfası muhteşem. Tüm resimleri küçük halleri ile toplu olarak görebiliyoruz. Öyle güzel dizayn edilmiş yani.

Lafı daha fazla uzatmadan sizi site ile başbaşa bırakıyorum ve gönlünüzce bir haftasonu diliyorum.

Etiketler: , , , ,

16 Aralık 2010 Perşembe

Hayatımın ilk izlediğim maçı...


Dün akşam Beşiktaş-Rapid Wien maçı başlamadan önce yeğenim sahaya futbolcular ile çıkacağı için ilk defa bir maçı izleme sebebi ile stada gittim.

Daha önceki stada gidişlerim hep konser için olmuştu. Laf aramızda çok iyi konserler izledim bu arada.

Yalnız farklı bir deneyim oldu benim için. İnsanların neden maç seyretmeye gitmeyi istemesini ve nasıl rahatladıklarını anlamış bulunmaktayım.

Yeğenim her zamanki gibi kendini farkettirmekte hiç zorlanmadı. Rapid Wien takımının kalecisini sahaya getirdi ve yerlerdeki çimleri yolmak sureti ile futbolculara çimlerden konfeti yaptı.

En hareketli ve coşkulu taraftarlar kardeşimden öğrendiğim kadarı ile kapalı tribünde.

Resmen show yapıyorlar ve sahanın havasını, enerjisini etkiliyorlar.

Eski açık ve yeni açık denilen bölümlerde katılımda bulunuyor ve sosyete dedikleri numaralı tribüne de gaza gelsinler diye tezahürat yapıyorlar. Bir miktar sosyete dedikleri numaralı tribünde katılıyor ama zayıf.

Yalnız stad gerçekten bu havalarda çok soğuk oluyormuş. Dedikleri kadar var yani.

Hani ölmeden önce yapılacaklar listesi var ya bende bir kez olsun maç izlenmeli diyorum. Hele hele maç 2-0 skorla bitiyorsa değmeyin insanların keyfine...

Etiketler: , ,

16 Eylül 2010 Perşembe

Eylül geldi, hoşgeldi...

En sevdiğim aylardan biridir Eylül.

Eylül her ne kadar birçok insan için sonbaharın gelişini müjdelediğinden pek sevilmiyor olsa da ben bahar seven biri olarak her gününü ayrı severim.

Hayatımın en güzel başlangıçları hep Eylül ayında olduğundan, bu yılda kendisinden epey beklentim var.

Sınav, bayram derken epey vakit geçti, ay yarılandı ama olsun. Kalan günler bana yeter.

Yazarken bir taraftan farkettim ki tüm beklentilerimi eylülle sınırlandırmış gibi oldum.

Öyle değil tabii ki.

Her günümüz ayrı güzellikte, yeni farkındalıklarla, bolluk-bereket, huzur, mutluluk içinde geçsin...

Etiketler: , ,

7 Eylül 2010 Salı

Hayal kırıklıkları üzerine...



Hayal kırıklığı yaşıyorum bugün üstüste.

Acilen tamir etmem lazım.

Bayram iyi gelecek umarım.

Hepimize güzel geçecek bir bayram diliyorum...

Etiketler: ,

27 Ağustos 2010 Cuma

Alışmak o kadar zor değilmiş...


Son günlerde hayat o kadar çok değişiklik yaptırtıyor ki bana şaşkınlık içerisindeyim.

Daha geçen hafta bir arkadaşıma evde dolaplarımı temizliyorum, giysilerimi, kitaplarımı v.s. ayda bir kez olsun eliyorum, ihtiyacım olmayanlarla çok güzel vedalaşıyorum demiştim. Sıra bilgisayarda onu da temizlemem lazım kaç yıllık dosyalar, e-postalar duruyor biliyor musun derken hop bilgisayarım bilgi işlem çalışanı arkadaşımın deyimi ile domain'den düştü :)

Yani benim anladığım kadarıyla ben o anda şirketin çalışanı değildim. Tüm tanımlamalar yeniden yapılacak ve yeniden işbaşı yapmış olacaktım. Öyle de oldu zaten.

Birçok dosya kurtarıldı, tüm programlar yeni bilgisayara yüklendi. Aaaa o da ne? Neler yok? Benim temizlemek istediklerim.

İlk başta tabii ki sinirlendim. Çünkü benim irademin dışında bir temizlik oluyordu. Olur muydu? Olmazdı. Benim görüp temizlemem icap ederdi. Ne gerek varsa. Çünkü bugüne kadar hep öyle olmuştu. Burcumun özelliklerinden biri diye okumuştum bir zamanlar. Kendi bildiğimiz yoldan gidermişiz. Genelde de zor yolları tercih edermişiz. Al bakalım sana değişmesi gereken bir alışkanlık daha diyerek hemen bu olumsuz, yorucu kalıbı da başka olumlu bir cümle ile değiştirdim.

Bir taraftan hala sorguluyor, hayıflanıyordum. "Zaten işyeri taşınmıştı, işle ilgili raporlamalarda değişiklik olmuştu. Bu kadar değişikliği bünyem kaldırır mıydı?"

Kaldırıyormuş. Şimdi seviniyorum. Alışıyorum, hatta çoğuna alıştım bile.

Sonradan düşününce neyse ki bu seferde evren güzel bir dokunuşla halletmişti benim yapmam gerekenleri. Direnmeyi bırakmalı, kendiliğinden, kolaylıkla oldu diye mutlu olmalı ve bunu her an hatırlamalı dedim.

Demek ki bu kadar inat etmenin, biriktirmenin, saklamanın bir anlamı yokmuş. Geç bile kalmışım. O eski bilgilere, e-postalara dönüp bakmıyorum, bana hiç bir yararı yok aslında. En sonunda dürüstçe kendime itiraf ettim ve rahatladım.

Yeni binaya da alıştım. Masam cam kenarında, ışık alıyor, ağaç manzaralı, klima yakınımda. En güzel tarafı ise çam ağaçlarını izliyor olmam. Kış gelse bile her daim yeşil kalacak. Kar yağdığında muhteşem görünecek diye hayal bile kuruyorum.

Raporlama ile ilgili yarın resmi bildirimler bitsin o da tamamlanmış olacak ve ben başarmış olmanın sevinci ile eski usul bildirimi unutmuş olacağım..

Gelecek hafta ise sınava hazırlanmak için izinliyim. Yani ders çalışmaya da hayatımda yer açtığımdan bu sınavlardan en yüksek notu almaya çalışacak ve sonrasında mesleki sınavlar için hazırlanmaya başlayacağım. Yani ders çalışmaya da alışmış olacağım. Umuyorum :)

Eeeeee bu değişiklikler güzel değil de ne? Boş yere hayıflanmayı bıraktım ve hayat daha ne güzel yenilikler yapacak diye beklemeye başladım. Bekliyorum, çabuk olsun lütfen.

Etiketler: , , ,

24 Ağustos 2010 Salı

İyi bir yıl...





Seyredeli çok oluyor fakat ara ara hep aklıma geliyor. Çünkü filmde anlatılana o kadar benzer bir hayat yaşıyorum ki anımsamamak imkansız.

Benzer derken yanlış anlaşılmasın. İnsanlar birbirine daha saygılı, kimse diğerinin altındaki koltuğu çekmiyor. İlişkiler insani. İş arkadaşı diyoruz ama dışarıda da görüşüyoruz ve birbirlerimizin hayatlarına dokunuyor, haberdar oluyoruz. Çok şükür...

Geçen gün mutfakta öğle arası kahve içerken gelen arkadaşım öyle imrenerek baktı ve uzun zamandır böyle keyifli aralar vermediğini söyledi ki film yine aklıma geldi.

Evet benzer yönler var çünkü ülkeler farklı olsa da finans sektörünün işleyişi sanıyorum çoğu yerde aynı.

Evet mola veremiyoruz, zaruri ihtiyaçları bile elden geldiğince erteliyoruz. Benim için geçerli değil çünkü ben müşteriye işlem yapmıyorum ama etrafım saniye kaçırmamaya gayret eden insanlarla dolu.

Arkadaşım alelacele içeceğini alıp gittikten sonra düşündüm nereye kadar?

Hani birkaç sene bu kadar sıkıntılı bir iş yaparsın bilirsin ki sonra tüm hayatı geçirecek kadar kazanç elde etmişsin ve ömrünü istediğin bir yerde, istediğin insanlarla geçirecek ve bu yorgun, gergin günleri çok uzak anılar olarak istersen hatırlayacaksın.

Bu soruyu onlara sorsam kimsenin sağlıklı bir tahmini olduğunu sanmıyorum.

Filmin sonunda Max Skinner hayatının tercihini bence çok güzel yapıyor. Amcasından kalan üzüm bağlarında, meyveyi sihirli bir içecek olan şaraba dönüştürerek, sevdikleriyle beraber yaşayarak o hengamenin çok dışında kalıyor.

Benim hayalimde buna benziyor. Birkaç farkla tabii ki...

Bende bu işi öyle çok uzun yıllar yapmaya niyetli değilim. En sevdiğim iş olan kek-kurabiye yapmaya adayacağım kendimi. Henüz dükkanın adı ve yeri belli değil ama gözümü kapattığımda canlanan bir mekan var. Sabahtan akşama kadar canım ne isterse onu pişireceğim ve o kadarını müşterilere sunacağım. Diyelim ki havuçlu kek yapmışım sadece bir tane. Bitti mi, bitti. Yarın buyurun diyeceğim. Yani amaç gönlümü eğlendirmek olacak. Sonra kalan vakitte akşama sevdiklerime ikram edeceklerimi pişirmek için işe koyulacağım. Akşam iş çıkışı sevdiğim insanlar gündüz sipariş verdikleri yemekleri yerken bende onlarla keyifli, elimde bir kadeh şarapla koyu sohbetlere dalacağım.

Burada yapmam gereken hayalimi daima canlı tutmak. Bilirim ki ne istesem kolaylıkla olur. Bu da olacak.

Eğer sizinde bir hayaliniz varsa, gerçekleştirmek için aşka gelmeye ihtiyaç duyuyorsanız bu filmi mutlaka izleyin. Hem de bir kez değil!

Filmden kısaca bahsedersek; Max Skinner, Londra borsasında spekülasyonlar yaparak büyük paralar kazanmaktadır. Max için en önemli şey kazanmaktır ve hayatta başka hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Fransa'da yaşayan amcasının öldüğüne dair üzücü bir haber alır. Max bir yandan amcasıyla dolu çocukluk hatıralarını anımsarken bir yandan da şatoda geçecek bir hayatın nasıl olacağı konusunda araştırmalar yapmaktadır. Max bu inanılmaz güzellikteki şatodan yeni bir kazanç sağlamayı düşünürken hiç hesapta olmayan ve daha önce tanımadığı bir akrabası çıkagelir... Kaliforniya'lı bir kız olan Christie Roberts amcasının gayri meşru kızı olduğunu iddia etmektedir... Bir yandan şatonun gizli zenginliklerini ondan uzak tutmaya çalışan Max diğer yandan Provence'in yerlisi olan güzel bir kıza gönlünü kaptırır. Aşk şarap kadar lezzetli ve şarap kadar hızlı kana karışmaktadır...

Etiketler: , , , , , ,

15 Nisan 2010 Perşembe

Dün domates tohumlarımı ektim...

Dün domates tohumlarımı nihayet ektim. Hem meyve veren sebzeler için uygun hem de yeniayın başlangıç günü olduğundan özellikle tercih ettim.

Şimdi onların topraktan çıkmasını bekleyeceğim. Daha önce bahçede sebze-meyve yetiştirmemiş bir insan olarak çok heyecanlıyım.

Ağız tadınızın bol olduğu bir gün olması dileğiyle...

Etiketler: ,