19 Şubat 2014 Çarşamba

Rüzgarlar:Kazanç ve Kayıp


Yaşamımızda çeşitli yönlerden esen rüzgarlara bakıyorduk. Hoşlanma/haz rüzgarını ve hoşlanmama/acı rüzgarını biraz tanımıştık.

Bugün kayıp ve kazanç rüzgarlarına bakalım. Bu rüzgarların estiği pek çok alan var. Mesela para kazanmak, daha çok kazanmak, daha da çok kazanmak.

Geçenlerde Çetin Altan’ın paraya ilişkin çok hoşuma giden bir yazısını okudum (Milliyet, 4 Ekim 2008). Çetin Altan parayı "dondurulmuş enerji" olarak tanımlıyor. Fırından ekmek aldığımızda bu dondurulmuş enerjiyi hareketlendirmiş oluyoruz. “Ve insanların zaafı, daha az enerji harcayarak, daha çok “dondurulmuş enerji, yani para” sahibi olma üstüne odaklanmıştı. O zaman da tüm ülkelerde yaşayanların “enerji değiş tokuşu” terazisinde aşırı bir dengesizlik oluşuyordu ve ekonomik krizler patlıyordu.” diyor.

Dondurulmuş enerjiye olan tutkumuz yaşamımızın anlamına ne kadar katkıda bulunuyor acaba?

Bu konuya ilişkin okurken, Christopher Titmuss’un hepimizin de katılacağı bir saptamasına rastladım, diyor ki: “İç ve dış koşullanmalar sebebiyle sahip olma takıntısına saplanmış durumdayız çoğumuz. Her şeyin daha fazlasını istiyoruz. Elimizde olanı takdir etmeyi, buna şükretmeyi, kanaatkar olmayı unutuyoruz ara ara. Arzular yaşamımızı yönetiyor gibi. Tüm reklamlar 'ruhsal sağlık uyarısı' taşımalı aslında: “Arzu ruh sağlığınızı bozar.” Ne güzel öneri…

Eşyalara, giysilere takıyoruz kafamızı, sürekli yeni modellerle değiştirmek için uğraşıyoruz. Bunu yapabilmek için, bazılarımız pek de sevmediği işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bazen değer mi diye düşünüyorum…
Güç kazanmaya çalışıyoruz, kontrolümüzü artırmaya çalışıyoruz. Kazandıkça, sanki daha çok susamış hissediyoruz, susuzluğumuz bir türlü giderilemiyor. Yaşamımızı edinmek, sahip olmak üzerine kuruyoruz. Kaybettiğimizde de çok üzülüyoruz. Ancak yaşam bir akış, bir şeyler etki alanımıza giriyor, sonra çıkıyor... Dondurmaya çalışmak, tutunmaya, tutmaya gayret etmek müthiş enerjiye mal oluyor ve kimi zaman da mümkün olamıyor…

Christopher Titmuss, “Arzu çemberinden çıkabildiğimizde, açık, net ve bilgece eylemler ortaya çıkabiliyor.” diyor.

Bu çemberden çıkabilmek için de, “arzu” enerjisine yakından bakmakta fayda var. Kimliğimizin önemli bir kısmını oluşturan bu enerjiyi, yalnızca “arzu” enerjisi olarak algılayabilsek, yani onunla özdeşleşmesek, kendimiz sanmasak, kimbilir ne kadar özgürleşiriz…
Christopher Titmuss bazı önerilerde bulunmuş. Eminim çoğumuzun yaptığı gibi: "Alışverişte “Buna ihtiyacım var mı?” diye sorun", diyor. “Kanaatkarlık disiplini edinin. Daha talihsiz olanların bahasına olan bencilce tüketimden elinizi çekin.”

Şu sıralar dünyada yaşanan kriz ve getireceği söylenen durgun piyasalar belki iyice yoldan çıkmış olan açgözlülük enerjisini dengelemekte yardımcı olacak- eğer böyle bir ders alabilirsek...

Bazen bolluk bilinci, darlık bilinci konuşmaları içinde buluyorum kendimi bu konular açıldığında. Lüks (gerçek ihtiyacımız olmayan) şeyler aldığımızda bolluk bilincimizi ifade ettiğimizi düşünenler var. Buna ihtiyacım var mı diye sorduğumuzda, sanki başka insanlara yetecek kadar olmadığına, evrende bolluk olmadığına ilişkin bir inancı destekliyoruz diye düşünenler var. Buna katılamıyorum; açgözlülük, sahip olma enerjilerinden arındığımızda, gerçek bolluğu yaşadığımıza inanıyorum.

Christopher’ın güzel bir sorusu var: “Elinizdekilerin sahibi misiniz, yoksa onlar mı sizin sahibiniz?” Şimdi nerede duyduğumu hatırlayamıyorum, bir kadın gelini için: "eşyanın aptalı oldu." demişti.

Peki gerçek kazanç ne acaba?

Christopher bir konuşmasında Buda’nın anlayışını aktarmış:
“Buda için kazanç, bilgeliği bulmaktır, sevgiyi yaşamaktır.

Seçtiğimiz harekette bilgelik olup olmadığını görmek için, kendimize sorabiliriz:
Bu harekette bilgelik var mı?

Bu hareket dünyada daha çok sevgi ve şefkat oluşturacak mı?

Bu hareket birbirimizle karşılıklı bağlantımıza katkıda bulunacak mı?
Sevgi, bilgelik, farkındalık, özgürlük işte asıl yaşamda önemli olanlar bunlardır…”

Bizim kültürümüzde de, asıl zenginlik gönül kazanmaktır, derler. Birbirimizle derin, sevgi dolu yürek bağlantılarından daha doyurucu, birbirimizin yaşamlarına katkıda bulunmakdan daha sevinç veren ne var acaba?

Hale Meriç Karabekir
14 Ekim 2008


Etiketler: , , , , ,

20 Nisan 2012 Cuma

Yolculuk...


Korku, kaygı ya da stres içinizi kemiriyorsa, hiçbir şey yapamadan donakalıyor ya da etkili ve net davranışlar sergilemiyorsanız, duygusal karmaşadan kurtulamıyor ya da geçmişe takılıp kalıyorsanız, bunalımdaysanız; amaçsız, boşlukta hissediyor ya da hayattan tat alamıyorsanız.

Önemli bir hastalıkla mücadele ediyorsanız ya da kronik hale gelmiş fiziksel bir rahatsızlığınız varsa

YOLCULUĞA HAZIRSINIZ!*

On yıl kadar önce Brandon Bays’in karnında kanserli bir tümör teşhis edilir; basket topu büyüklüğünde ve iç kanamaya sebep olan bir tümör. Doktor, acilen ameliyata almak ister. Ancak alternatif sağaltım ve bireysel gelişim konularına yıllarını vermiş olan yazar ameliyata yanaşmaz; doktorunu ameliyatı ötelemeye ikna eder ama tek koşulla; bildiği doğal yollardan tümörü küçültmeyi başarırsa. Gevşeme tekniklerini ve homeopatik tıbbı iyi tanıyan Bays hemen işe koyulur; beslenme düzeninde radikal bir değişime gider; fiziksel ve duygusal çeşitli terapilere başlar.

Mucizevi bir şekilde birkaç hafta içinde tümör yok olur. Bu inanılmaz iyileşme Brandon Bays’i kendi duygusal ve bedensel şifa yolculuğunu başkalarına da öğretip uygulamaya teşvik eder.

Tüm deneyimlerini güzel bir çalışma olarak hazırlamış Brandon Bays ve güzel bir şekilde de anlamamızı kolayca sağlayacak bir bölümde toplamış.

Kitap bence üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde duygusal olarak yapılacaklar, ikinci bölümde fiziksel olarak yapılacakları anlatmış. Üçüncü bölümde ise artık çalışma aşamasına geçebileceğimiz için "kamp ateşi" dediğim adımları anlatmış.

Yıllar önce arkadaşım Hale sağolsun ben bu kitabı bilmezken bir duygusal arınma çalışmasında bu çalışmayı yapmıştı. İnanılmaz işe yaramıştı, çok etkilenmiştim.

Aradan o kadar zaman geçmiş, ben kitabı başka bir vesile ile hatırladım ve okudum. Şiddetle tavsiye ediyorum. Çok içten, çok yalın, çok gerçek ve tüm adımlar uygulanabilir.

Sevgiler, iyi yolculuklar.

Etiketler: , , ,

19 Nisan 2012 Perşembe

Temizlik...


Çamaşır suyu, krem ovucu, kokulu yüzey temizleyicilerden bahsetmiyorum.

Zihnimiz, bedenimiz, ruhumuz için temizlik yapmaktan bahsediyorum. Biraz kendi kendimize kalarak, günlük koşuşturmaya ara vererek, sadece 5 dakika ayırıp, sessiz, sakin bir köşede gözümüzü kapatıp ilkönce bulunduğumuz mekana geliyoruz duygu olarak.

Mekanı farkettikten sonra oturduğumuzu farkedip, mindere, koltuğa, sandalyeye ya da her neresiyse oraya değen yerlerimizi anlıyoruz. Bacaklarımız, sırtımız, kalçamız, ayaklarımız. Nasıl hissediyoruz?

Sonra nefesimize odaklanıyoruz. Alma-verme dengesinin ne kadar müthiş bir şekilde kendi kendine nasıl işlediğine hep şaşmış ve şükretmişimdir.

Yükselme-inme...
Yükselme-inme...
Yükselme-inme...

Sonra zihnimizden ne geçiyorsa kendimizi kalite kontrol elemanı gibi çalıştırarak o geçenleri engellemeden, onlara takılmadan, yürüyen banda koyarak etiketi yapıştırıp gönderiyoruz.

Sinirliysek kendimize sinirlenme demiyoruz.

Mutluysak o duyguya yapışmıyoruz. Etiketliyoruz, banda koyuyor, gönderiyoruz.

Kuşlar mı cıvıldıyor duyma diyoruz, karnımız mı gurulduyor acıkma diyoruz. Ne yesem diye düşünüp, plan yapıyorsak planlama diyoruz. İçimizden tabii ki.

Tamamen sessiz ve gözlerimiz kapalı bunu yapabildiğimiz kadar yapıyoruz. Hele birkaç gün üstüste yapabiliyorsak ne ala.

Deneyin bakalım neler oluyor?

Etiketler: , , , ,

9 Aralık 2011 Cuma

Son günler...

Son günler blogdan ayrı fakat onun dışında herşey ucu ucuna geçiyor.

Trafik beni bezdirdi, işler çok, benimse halim yok.

Bir yerden başlamak lazım diyerek bu saatte yazmaya karar verdim. Umarım maya olur, yazıların devamı gelir. Çünkü kim okuyor merakım yok kendim için yazıyorum.

2012 yaklaşıyor ben daha yeni heyecanlanıyorum. Önceki senelerde çok daha erken başlardı yeniyıl heyecanı. Beklentilerin gerçekleşmesi, dilekler, hayaller...

Güzel bir yıl olsun herkes için. Sağlık, mutluluk, uyum, bolluk, bereket, aşk, sevgi, barış içinde yaşasın tüm varlıklar.

Bu arada güzel bir haber Başmelek Mesaj Kartları yeniden farklı bir yayımevinden çıktı. D&R da satıyor. Satın almak ya da bilgi sahibi olmak isterseniz;


Sevgiler, güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle...

Etiketler: , ,

21 Ocak 2011 Cuma

İstemek...



"Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar."

Simyacı-Paulo Coelho-1996


Düşününce ne hoş geliyor. İstiyorum ve tüm evren benim isteğimi yerine getirmek için çalışıyor.

Gerçekten inanıyorum bu düzene. Vazgeçmedikçe, gerçekleşir mi diye vesvese yapmadıkça oluyor, biliyorum.

İçimde bir huzur, ne istesem olur inancı.

Simyacı'yı arkadaşım Hale hediye etmişti bana. Kaçıncı kez okuduğumu bilmemekle beraber sanki ilk kez okuyormuşum hissi var. Daha önce okuduğum zamanlarda farketmediğim çok şeyi farkettim bu defa. Seviyorum bu kitabı, hem de çok seviyorum.

Gözlerimin her zaman sağlıklı olmasını ve olanı olduğu gibi görmesini istiyorum.

Evrenin her isteğimize cevap vermesini, olanı elde ettiğimizde de tamamlanma hissi, mutluluk ve şükretmeyi hatırlamayı diliyorum.

Etiketler: , , , , ,

28 Haziran 2010 Pazartesi

Dönüşüm Oyunu...


Adının oyun olduğuna bakmayın. Niyetinizi düzgün ifade edip, adım adım cümleyi net oluşturduysanız, şaşırtıcı fakat doğru cevapları aldığınız bir kağıttan mesajlar silsilesidir kendisi.

İlk tanışmam Buğday Dergisi çalışanı olduğum 2001 yılının başlarına denk geliyor. Findhorn Vakfı'ndan oyunun mucidi olan çift Buğday ekibini ziyarete geldiğinde, küçük bir bölümünü kalabalık bir gruba oynatınca karar vermiştim tüm oyunu oynamaya.

Sonra sevgili Hale Meriç Karabekir ve destek verenler sayesinde oyun türkçeye çevrildi. Bu sayede bende birçok niyet için oynama ve niyetimin önündeki engelleri tüm açıklığı ile görme fırsatı yakaladım. Sadece görmekle yetinebilirsiniz ya da çıkan ev ödevlerini yapıp niyetinizi gerçekleştirmek için bunun bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüp, yararlanabilirsiniz.

Sevgili Hale yaşgünü hediyesi olarak gerçekten hayatta tıkandığım bir alanda oyunu oynarken kolaylaştırıcı olarak destek vermişti, sağolsun.

Oyun ile ilgili detaylı bilgi Hale Meriç Karabekir'in kaleminden aşağıda. Ben derim ki en azından fırsat bulup mutlaka bir kez oynayın ve görün. Hayretler içerisinde kalacaksınız.

Dönüşüm oyununa ilişkin biraz bilgi:

Bir kendini keşfetme aracı olarak Dönüşüm Oyunu...
Joy Drake ve Kathy Tyler'ın Findhorn'da (İskoçya) yaşarken oluşturdukları Dönüşüm Oyunu (Transformation Game); yaşamınızda açık olmayan, çözemediğiniz, olanı göremediğiniz, karmaşık gelen bir konuda güçlü yanlarınızı, kendi önünüze koyduğunuz sınırları, amaca ulaşmak için atabileceğiniz adımları ve kullanabileceğiniz iç niteliklerinizi görmenizde yardımcı olabilen bir kendini keşfetme aracı. Size yaşamınızı yansıtmasıyla:
• önemli kişisel konuların açıklığa kavuşmasında,
• tekrarlanan stres kalıplarını anlama ve verimsiz alışkanlıkları değiştirmede,
• depresyon ve endişeleri aşmada,
• yaşamınızda yeni olasılıkları keşfetme ve onlara yer açmada,
• kişiler arası çatışmaların çözülmesinde,
• sağlık, iş, evlilik ya da ilişkilere ilişkin geçişleri kolaylaştırmada,
• başarınızın önündeki engelleri kaldırmada yardımcı olabiliyor.
Nasıl oynanıyor...
Oyun iki, üç ya da dört kişi ile oynanabiliyor. Herkes kendi yaşam yolunda yürüyor ama diğer oyuncularla da etkileşim içinde. Paylaşma oyunun önemli bir parçası. Masa başında oynanıyor ve tahtası, kartları, taşları ve zarı var.
Oyuna bireysel bir oyun hedefi seçerek başlıyorsunuz. Bu; oyunun temelini oluşturuyor. "İşimden kaynaklanan stresi nasıl giderebileceğime ilişkin içgörü kazanmak istiyorum." ya da "yaratıcılığımın önündeki kişilik engellerimi aşmak istiyorum" ya da "gelirimi nasıl arttırabileceğimi belirlemek istiyorum" gibi...
Sonra bilinçdışı zarfınızı güçlü yanlarınızı gösteren içgörü, engellerinizi gösteren gerileme ve iç niteliklerinizi gösteren melek kartları ile dolduruyorsunuz.
Zar atarak doğuyorsunuz, kişilik taşınız yaşam yoluna geçiyor ve kırmızı bir fiziksel seviye kartı alıyorsunuz.
Yaşamınızın belli alanlarıyla olan ilişkinizi keşfedebileceğiniz seviyeler var: fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal. Seviyelerde ilerlerken bilinçaltı zarfınızdan sürekli kartlar çıkarıyorsunuz ve acıyla uğraşıyor, öğreniyorsunuz.
İnsan yaşamının zengin örgüsü oyunun karelerine de yansımış: özgür irade, hizmet, depresyon, sezgi ve içgörü kareleri gibi. Hepsi kendinizi daha iyi tanımanız için çeşitli fırsatlar açıyor.
Acınızın olmadığı, zarfınızdaki tüm kartların çıkmış olduğu ve tüm seviye kartlarını tamamladığınız zaman oyunu bitirmiş oluyorsunuz. Ancak ana amaç oyun hedefine ulaşmanız, yoksa tüm oyun seviyelerini geçip, oyunu bitirmeniz değil.
Oyunun kurallarını öğrenmeniz gerekmiyor, kolaylaştırıcı tüm kuralları anlatıyor.
Kolaylaştırıcı ile oyunlar için pratik bilgiler...
Oyun süresine ilişkin önerim:
 Tek kişilik oyun: 4 saat
 2 kişilik oyun: 5 saat
 3 kişilik oyun: 7 saat
 4 kişilik oyun: 10 saat
Daha önce oyunu oynamış olanlar dilerlerse, oyun bitene kadar oyunu sürdürme seçeneğini deneyebilirler. (Yalnızca tek kişi ya da 2 kişilik gruplar için).

Ön hazırlık:

Oyuna gelmeden önce kişisel oyun hedefinizi yazılı bir cümle halinde hazırlayın:

Kişisel oyun hedefi, oyun sırasında açılacak, beslenecek bir tohum gibi. O nedenle oyuna gelmeden önce oyunla ilişkinizden ne elde etmek istediğiniz üzerinde düşünün.

Hayatınızda şu anda yaşamakta olduğunuz ve bu oyunu oynayarak çözmek istediğiniz bir kişisel konu seçebilirsiniz. Oyunda yasadığınız deneyimler; odaklandığınız konuya ilişkin açıklık, anlayış ve geribildirim sağlayabilir; yeni yollar görebilmenize yardımcı olabilir. Oyun; hedefinizin/sorununuzun kökenine inmenize yardımcı olarak, sizi yaşamaya hazır olduğunuz ölçüde derinden etkileyebilir. Bu nedenle, oyunun hedefi çok önemli; kişisel oyunun tum gidişatını etkileyeceğinden dikkatle seçilmesi öneriliyor.

Üzerinde çalismak istediğiniz birkaç alan olabilir. Bu an için en can alıcı olan ya da enerjisi en yoğun olana bakabilirsiniz karar vermek için.

Oyun hedefinizi oyundan önce diğer oyuncularla, oyuna başlarken de kolaylastırıcı ile paylaşacaksınız. Gerekiyorsa, hedefin daha açık hale gelmesi için geribildirim ve öneriler alacaksınız. O nedenle taslak bir oyun hedefi cümlesi hazırlamanız da mümkün. Hedefin son şekillendirmesini beraber yapabiliriz.

Oyun geleceğe ilişkin tahmin vermiyor, o nedenle lütfen evet/hayır cevabı almak istediğiniz sorular sormayın. Aşağıda kişisel oyun hedefi şekillendirmekte yardımcı olabilecek birkaç öneri bulabilirsiniz:
- İşimle ilgili stresten nasıl kurtulabilirim?
- İlişkimi daha mutlu hale getirmek için ne tür adımlar atmalıyım?
- Mutlu, yaratıcı ve kendimle uyum içinde olmamı engelleyen kişisel kalıplardan nasıl kendimi kurtarabilirim?
- Zamanımı işimi en iyi şekilde yapabilecek ve kendimi iyi hissedecek biçimde nasıl daha verimli kullanabilirim?
- Gelir düzeyimi nasıl yükseltebilirim?
- Daha anlayışlı olarak, başkalarını "düzeltmeye çalışma" huyumdan vazgeçmek istiyorum.
- İşimle eğlence arasındaki dengeyi iyileştirerek hayatımda eğlenceye daha fazla zaman ayırmak istiyorum.
- Bu gezegene yaratıcılığımı kullanarak hizmet etme konusunda önümdeki engelleri bilmek ve aşmak istiyorum.

Hale Meriç Karabekir halemeric@gmail.com

Etiketler: , ,