21 Temmuz 2013 Pazar

Kitap Kurdu Böjük...

Temmuz Ayı Çekilişimiz Başlasınn :)

http://bojukandperik.blogspot.com/2013/07/temmuz-ay-cekilisimiz-baslasnn.html

evet biliyorum geçen çekilişten dolayı mahcubum nedeni çok geç açıklamış olmam bu nedenden dolayı bu çekilişin süresini çok kısa tutacağım malum tatile de girdim artık ve minik kızımın gelmesine de az kaldı :) aileye yeni bir üye katılacak bu nedenden dolayı kızımın şansına 2 arkadaşıma hediye yollamaya karar verdim :)

 

 
geçen çekilişi kazanan arkadaşa da hediye kartı yolladım yalnız ilk defa hediye kartı yolladığım için biraz sorun yaşamadım desem yalan olur ama bana hediye kartı daha mantıklı geldi en azından aldığım anda size ulaşacak ve siz istediğiniz ürünleri alacaksınız tamam diğer türlü de istediğiniz kitapları yolluyorum ama yanındaki hediyeleri ben seçiyorum

neyse çekilişimiz şu andan itibaren başladı ve 25 temmuzda sona erecek ve 26 temmuzda sonuçlar açıklanacak ki özellikle bunu belirttim herhangi bir gecikme yaşanmayacak :)
 
her bir hediye kartı 50 tl değerinde olacak :)
 
katılım koşullarımız aynı hem bloglovin de hem de Google da izleyicim olmak ve bu postu bloğunuzda duyurmak :) şimdiden herkese bol şans...

Etiketler: ,

19 Temmuz 2013 Cuma

Simyacı...

"Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar."

Simyacı-Paulo Coelho-1996

Etiketler: ,

2 Mart 2013 Cumartesi

Düğümlere Üfleyen Kadınlar




Etiketler: , ,

1 Mart 2013 Cuma

Düğümlere Üfleyen Kadınlar


Etiketler: , ,

16 Şubat 2013 Cumartesi

Düğümlere Üfleyen Kadınlar

Etiketler: ,

15 Şubat 2013 Cuma

Düğümlere Üfleyen Kadınlar...

Etiketler: ,

13 Şubat 2013 Çarşamba

Düğümlere Üfleyen Kadınlar

Etiketler: ,

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bir Ada Hikayesi 4-Yaşar Kemal...

Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum.

Ben sabırsız bir kişi olarak heyecanla Çıplak Deniz, Çıplak Ada" yı bekliyorum. Gözüm, kulağım hep açık. Çıktığı an almam ve okumam lazım.

Sonbahar dediler çıkış tarihi için. Kesin bir tarih vermiyor Yapı Kredi Yayınları.

Sürekli arama motorlarına yazıp yeni bir haber, tarih var mı diye bakıyorum.

Aslında isteğim 1.ciltten itibaren baştan okumak, hatırlamak. İyi fikir.

Okumadıysanız mutlaka alın, okuyun. Hayran kalacaksınız.

Yaşar Kemal benim için betimleme ustasıdır. Hep derim, çiçeğin kokusu burnumda, yeldeğirmeninde uçuşan un tozları gözümün önünde, aşklar, sevdalar kalbimdedir.

Tüm kitaplarını okudum. Arşivledim.

Seviyorum seni Yaşar Kemal. İyi ki benim yaşadığım zamanlarda yaşıyorsun ve ürettiklerine şahit oluyorum.

Çok şükür, çok şükür...

Kitaplar neyi anlatıyor derseniz alttaki linklere tık.


1- Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana


2- Karıncanın Su İçtiği


3- Tanyeri Horozları

Etiketler: , ,

30 Ağustos 2012 Perşembe

Hediye...



En güzel hediye nedir deseler cevabım hep aynı olur "Kitap"

Can dostum, yol arkadaşım, eğitmenim, aynam Hale'm harika bir kitap hediye etti. Bu yıl yaşgünü hediyem Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum" kitabı. Sadece kitap değil. Kendi sesinden 70 şiir ve bir konuşmanın bulunduğu bir cd de var içinde.

Bakmadan açtığım sayfada çıkan şiiri paylaşıyorum sizlerle:

KALIN İSTASYONU

Kalın istasyonu müdürü
Hasan Kalabalık..
Kalın istasyonu hareket memuru
Hasan Kalabalık..
Kalın istasyonu gişe memuru
Hasan Kalabalık...

Bir akşam, memurlarını
Akşam yemeğine çağırdı.
Yenildi, içildi geç vakitlere kadar,
Hikayeler anlatıldı.
Kalın istasyonu müdürünün evinde
O gece yatıya kalındı.

Sf.37

Mesajı henüz tam algılayamasam da vardır bir söylediği.

Etiketler: , ,

31 Temmuz 2012 Salı

Çador...



...

"Çünkü insanın kelimelerini emanet edebileceği bir yüzün var senin," dedi. "Kendi uğultusunda kör olmamış bakışların, hala taze bakıyor dünyaya, içinin çıplağını yankılarken bakışları kör olmuş yüzlerce insan var sokaklarda hayaletler gibi dolaşan. Birbirlerinin yüzlerinde kaybolmuşlar. Birinin yüzünden diğerinin yalnızlığına geçiliyor. Bazı insanlar bir kelime darbesiyle ölürler. Şimdilerde ise değil ölmek, kimseye tek bir mana bile söylemiyor kelimeler."

...

Çador
Murathan Mungan
Sf.50

(Roman Almanca'ya da çevrilmiş.)

Etiketler: ,

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Çador...


"Yalan, herkesin gerçeğe bir şey eklemesiyle ortaya çıkar."

Çador*
Murathan Mungan
Sf.9

*Afganistan'lı kadınların giydiği, tüm vücudu kapatan, gözlerin önünde delikli kafes gibi bir boşluğu olan giysi...

Etiketler: ,

26 Haziran 2012 Salı

Kim günahsızsa...



İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu.
Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine " İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın!" dedi.

Kutsal Kitap, Yuhanna 8:7
(Zinada Yakalanan Kadın)

Yeşil Peri Gecesi
Ayfer Tunç
Can Yayınları

Etiketler:

10 Haziran 2012 Pazar

Kayda Geçsin...


...



Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür. Bu, milyon kez yaşanmıştır bu topraklarda. Yine de bu kaderin değişebileceğine dair bir umudum var mı? Pek yok! Her zaman söyledim bunu. “Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var.

Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım var. Biz varız. Yani biz de varız...”


Ece Temelkuran
Kayda Geçsin
Şubat 2012

Etiketler: , ,

18 Mayıs 2012 Cuma

Muz sesleri...


...

Kadında zaman başka akar, zalim bir hızda...

Gece boyunca terk edip, terk edip, geri aldıkları adamları sabah insanoğlunun gerçek zamanında selamlamak için içlerindeki hangi dağları aşar sular?

Ece Temelkuran
Muz Sesleri

Etiketler: , ,

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Hayat, Aşk, Arkadaş, Dost, Hediye...


Kitap sevdiğimi bilen, sevdiğim bir arkadaşım Murathan Mungan-Aşkın Cep Defteri'ni hediye etti sağolsun. Aşağıdaki yazının kedi ile ilgili olan kısmı benim için yeni fakat son birkaç paragraf tanıdık geldi. Sanki Üç Aynalı Kırk Oda'da benzer bir bölüm vardı diye hatırlıyorum. Sağol-varol Pınar. "Aşk hep olsun."


Anneke Hilhorst-1993

Uzun Yol


Fotoğrafta gördüğünüz gibi, biri beyaz, biri kara, iki kedi, birbirlerinin omuzuna kollarını dolamışçasına, kuyruklarını birbirlerine şefkatle sarara, birbirlerine dayanarak bir yola çıkmışlar.

Resimdeki gölgeler, akşamüstünü söylüyor. Yorgun bir günün sonunda evlerine dönüyorlarmış gibi... Yüzlerini görmüyoruz ama, eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli, sınanmış, denenmiş bir dostluk bu. Uzun yolları göze alabilen bi dostluk.

Kedi gibi hareketli, değişken bir hayvanın özel bir anını yakalamak, hele hele fotoğrafını çekmek kolay iş değildir. Benim gibi kedisi olanlar bilir, "Ah yanımda makine olsaydı da, şu halini görüntüleseydim," dediğiniz çok olmuştur. Siz kalkıp makineyi alana kadar o çoktan duruş değiştirir. İyi bir kedi fotoğrafı çekebilmek için pusu kuranların, sonsuz bir sabra ve geniş bir zamana gereksinimleri vardır. Zamanın geniş akışı içinde kedilere özgü tipik bir anı yakalayabilmek için, ellerinde makine, bekleyip dururlar. İşte bu nedenle, yukarıdaki fotoğrafı çeken sanatçı, bu "kareyi" yakaladıktan sonra, kendini mutlu hissetmiş olmalı. Ancak binde bir yakalanan böyle bir anın fotoğrafını çekme fırsatını kendisine sunan Rastlantı Tanrısı'na için için dua etmiş olmalı.

Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşamüstünün gölgeli bir saatinde, yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşacağımız, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayacağımız bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında, tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini biliyor; biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?

Yoksa, hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp, kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?.. Karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken, bir gün geri dönüp, onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir. Her zaman aynı fırsatları sunmaz. Toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü yanımızda kimsecikler olmaz. Ya da olanlar, olması gerekenler değildir.

Yıldızların bizim için parladığı anları göremeyen gözlerimiz, gün gelir, hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.

Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları "bir gün..." geçmişte kalmıştır oysa. Hani, şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız, omuzunuzun üstünden şöyle bir baktığınız, sonra da boş verip, nasıl olsa ileride bir gün yeniden karşıma çıkar dediğinizdir.

Oysa tam da o gün, bu zalim şehri terk etmiştir o. Boş yere sokaklarda aranırsınız.

Bkz.Yeniden Kırk Oda, Kırk bir, Kırk iki...
Belki belki belki...

Etiketler: , , ,

20 Nisan 2012 Cuma

Yolculuk...


Korku, kaygı ya da stres içinizi kemiriyorsa, hiçbir şey yapamadan donakalıyor ya da etkili ve net davranışlar sergilemiyorsanız, duygusal karmaşadan kurtulamıyor ya da geçmişe takılıp kalıyorsanız, bunalımdaysanız; amaçsız, boşlukta hissediyor ya da hayattan tat alamıyorsanız.

Önemli bir hastalıkla mücadele ediyorsanız ya da kronik hale gelmiş fiziksel bir rahatsızlığınız varsa

YOLCULUĞA HAZIRSINIZ!*

On yıl kadar önce Brandon Bays’in karnında kanserli bir tümör teşhis edilir; basket topu büyüklüğünde ve iç kanamaya sebep olan bir tümör. Doktor, acilen ameliyata almak ister. Ancak alternatif sağaltım ve bireysel gelişim konularına yıllarını vermiş olan yazar ameliyata yanaşmaz; doktorunu ameliyatı ötelemeye ikna eder ama tek koşulla; bildiği doğal yollardan tümörü küçültmeyi başarırsa. Gevşeme tekniklerini ve homeopatik tıbbı iyi tanıyan Bays hemen işe koyulur; beslenme düzeninde radikal bir değişime gider; fiziksel ve duygusal çeşitli terapilere başlar.

Mucizevi bir şekilde birkaç hafta içinde tümör yok olur. Bu inanılmaz iyileşme Brandon Bays’i kendi duygusal ve bedensel şifa yolculuğunu başkalarına da öğretip uygulamaya teşvik eder.

Tüm deneyimlerini güzel bir çalışma olarak hazırlamış Brandon Bays ve güzel bir şekilde de anlamamızı kolayca sağlayacak bir bölümde toplamış.

Kitap bence üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde duygusal olarak yapılacaklar, ikinci bölümde fiziksel olarak yapılacakları anlatmış. Üçüncü bölümde ise artık çalışma aşamasına geçebileceğimiz için "kamp ateşi" dediğim adımları anlatmış.

Yıllar önce arkadaşım Hale sağolsun ben bu kitabı bilmezken bir duygusal arınma çalışmasında bu çalışmayı yapmıştı. İnanılmaz işe yaramıştı, çok etkilenmiştim.

Aradan o kadar zaman geçmiş, ben kitabı başka bir vesile ile hatırladım ve okudum. Şiddetle tavsiye ediyorum. Çok içten, çok yalın, çok gerçek ve tüm adımlar uygulanabilir.

Sevgiler, iyi yolculuklar.

Etiketler: , , ,

7 Mart 2012 Çarşamba

Victor Ananias’ın kitabı

Victor Ananias’ın kitabı “Yaşam Dönüşümdür” yayımlandı.

“Bu kitabı yazacak mıyım bilemiyorum” diyordu yıllar önce bir yazısında…

O kitabı yazdı ama yayımlandığını göremeden aramızdan ayrıldı…

Türkiye’de ekolojik yaşamın öncülerinden Victor Ananias’ın makalelerinden oluşan “Yaşam Dönüşümdür” adlı kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Bir yıl önce baharın yaklaştığı bugünlerde aramızdan ayrılan ekolojik yaşam hareketinin öncülerinden, Buğday hareketinin kurucusu Victor Ananias’ın kitabı “Yaşam Dönüşümdür” Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Victor Ananias’ın, ekolojik yaşam anlayışını temel alarak hemen her alanda yazdığı makalelerden oluşan kitabı, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’ndeki arkadaşları tarafından yayıma hazırlandı. Kitapta Ananias’ın kendi kaleminden yaşam öyküsü; yeni ekonomiden doğa dostu yaşama, an’ı yaşamaktan ölüme kadar yaşamın hemen her alanında makaleleri, el yazsızıyla yazdığı yazıları, çizimleri, fotoğrafları ve hakkında yazılanlar yer alıyor.

Victor Ananias, kurucusu olduğu Buğday Derneği’nin çalışmalarına temel oluşturan “yaşam dönüşümdür” sözünün önemini kitapta şöyle açıklıyor: “… Kendini gerçekten iyi hissetmenin, sağlıklı olmanın, iletişim kurmanın, gelişmenin, topluma faydalı olmanın ve bir çok aradığımız meziyetin en etkin aracı hizmet etmek… Buğday Derneği’nin ‘yaşam dönüşümdür’ sloganı doğru, sevdiğim bir ifade, tamamlayıcısı da ‘dönüşüm, hizmet ile şekillenir’ olabilirmiş.”

Kitabın girişinde yer alan iki önsöz Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve Açık Radyo’nun kurucularından Ömer Madra tarafından kaleme alındı.

Özcan Yüksek “Sihirli Sepet” başlıklı yazısında Victor Ananias’tan bir masal kahramanı olarak söz ediyor: “Bir adam varmış, ince yüzlü, kara kaşlı, kara gözlü, kısa kesilmiş, kara saçlı, genç bir adam. Koluna taktığı sepetiyle, insanlara gerçek yiyeceğin ne olduğunu anlatır, hasta dünyanın ve onun insanlarının iyileşmesinin yolunu onlara gösterirmiş. Bunu yaparken de, sepetinden çıkarıp uzattığı yiyeceklerin tadına baktırarak iyiliğin tadına alıştırırmış. Bu adamın adı Victor’muş. Bir gün herkesi şaşırtarak ortadan kaybolmuş. Bana sorarsan ey okur, bu masal böyle başladı, ama böyle bitmeyecek…”

Önsöz yazısında Ananias’ı “Hüda-i Nâbit” olarak adlandıran Ömer Madra ise şöyle diyor: “Victor Ananias’a bir “ekolojist” ya da “doğa âşığı” demek, eksiksiz bir tanımlama olmaz. Onu öyle tanımlamak, hem onun kişiliğini, hem de doğa kavramını biraz indirgemek, olduğundan küçük göstermek anlamına gelebilir. Doğa’nın kendisi gibi bir“şey”di o, desek, belki daha doğru olur.”

Kitabı yayıma hazırlayan kendilerine Buğdaygiller diyen arkadaşları ise kitapta onunla ilgili yazdıkları yazıda şunları söylüyorlar: “O, gerçek bir iz bırakandı. Ama bunlar durağan, kalıcı, yok eden izler değildi. Değen, dönüşen ve dönüştüren izlerdi. Son nefesini baharın yeni filizlendiği bir günde verdi. Yeryüzüne bıraktığı son nefes, bugün pek çok cana ilham oluyor.”


Tek avuntum onunla beraber zaman geçirmiş, onun bilgilerinden yararlanmış, güzel mutfağında pişirdiklerini beraber yemiş, Buğday ekibine katılabilmiş olmamdır.

İyi ki, iyi ki.

Etiketler: , ,

1 Mart 2012 Perşembe

Yekta Kopan'ı sevmek.




Televizyonda izlemek dışında bilmezdim Yekta Kopan'ı. Şimdi de bildiğim anlamına gelmiyor tabii ki.

Kitaplarına yeni merak sardım, son kitabı hariç hepsini okudum.

Yarın sırada "Kediler Güzel Uyanır" var. "İçimde Kim Var" bugün bitti.

Hani karın yağdığına, trafik çilesinin günden güne artmasına sevinir oldum. Yolculuk uzun sürüyor ve ben yollarda alabildiğine Yekta Kopan'ın yazdıklarını okuyorum.

Şu ana kadar en çok "İçimde Kim Var" romanını beğendim. Beğenmek ne kelime hayran kaldım. Niye bu kadar geç kaldım diye hayıflanıyorum bir taraftan bir taraftan da "olsun bu kitabı ben daha sonra yine okurum" diyorum.

Tüm içtenliğimle tavsiye ediyorum. Farklı bir kurgusu var kitabın. Orson Welles-Yurttaş Kane filmi üzerinden birçok karakterin hayatları ve o karakterlerin kesişmesi benim anladığım.

Şarkılar var, güzel sözler var ve en çok en çok Yurttaş Kane filminden kesitler var. Fakat gözümüze sokmadan.

Şu anda bir isteğim de filmi izlemek. Umarım kolaylıkla bulabilirim. 1941 yapımı bir film olduğunu anlatıyor kitabın bir yerinde. Fakat sinema sektöründe farklı, çığır açan bir yapım olduğunun da altını çiziyor. Nasıl merak etmem?

Uzun lafın kısası Yekta Kopan'ı hem izlemeyi hem de artık okumayı seviyorum. Sağolsun-varolsun.

Sevgiler.

Etiketler: , , , ,

23 Haziran 2011 Perşembe

Doğanın mucizeleri...


Doğanın mucizeleri hiç eskimiyordu. Doğa her zaman yeniydi. Bu sabah gibi, bu rüzgar gibi, şu köpükler gibi. Doğaya ilişkin, kanıksadığımızı sandığımız en tanıdık imgeler bile her an yepyeni bir mucizeyle yenilenebilir, yepyeni bir görünüş, derinlik ve anlam kazanır; her şey birdenbire yerkürenin var olduğu ilk günkü kadar taze ve kullanılmamış oluverirdi. Doğa hiç bıkkınlık vermiyor, hiç usandırmıyor, her seferinde şaşırtmayı sürdürüyordu.

Murathan Mungan
Şairin Romanı
Sf.10
Bölüm 1-Koku

Etiketler: , , ,

20 Haziran 2011 Pazartesi

Kapı ağzında...


Kahvede, kapı ağzındaki masalardan birine oturmuş, kapı her açıldığında içeri dolan soğuktan sanki gelen kişi sorumluymuşçasına, her yeni girenin yüzüne kötü kötü bakıp burnundan soluyordu.

İnsanın kendine kızgın olduğu zamanlarda, kendi dışında bir düşman yaratmak, öfkesini ona boşaltmak ihtiyacı duyduğunu bilen adamlardandı. Ya usulca kapıyı örtüp bir köşeye çekilecek ya da bu oyuna katılıp istediğini verecekti.

Bir an durup hangisini seçmek istediğini tarttı içinde ve onu uyguladı.

Kibrit Çöpleri
Metis Yayınları
Şubat 2011


Her gün ilaç niyetine bir tane okuyorum bitmesin diye.

Hayatımın yarısından fazlası onunla geçti. Tekrar tekrar okudum romanlarını, şiirlerini... Hala da okuyorum ve her seferinde daha farklı algılıyor ve seviyorum.

Henüz tanışmadıysanız tam vaktidir derim. Hadi bir merhaba deyin Murathan Mungan'a!

Merhaba

Etiketler: , , , , ,