17 Ocak 2014 Cuma

Nazım Hikmet ve Ara Güler üzerine...


Bu dünyaya bir Nazım Hikmet, bir de Ara Güler'in gelmiş ve benim onları bilmiş, sevmiş olmam hadi artık bloğa bir yazı ekleyeyim dedirtti.

Ne güzel insanlar geldi, geçti. Dileğim Ara Güler'in sağlıklı, mutlu, huzurlu, üretken, verimli ömrünün biraz daha uzaması. Bencilce biliyorum ama daha dursun istiyorum.

Nazım'ın ölümü çok erkendir benim için. Birçok insan için de öyledir eminim. Nasıl erken olduğunu düşünmez ki bir insan. Aşağıdaki dizeler yazdığı sayısız şiirlerinden bence en güzel olanlarından biri. Dönem dönem en sevdiklerim ruh halime göre değişir o ayrı. Bir insanın kendini bu kadar güzel, basit anlatması mümkün mü? Nazım yapmış işte.

Nazım boş kalındığında değil, ona özel vakit ayrılarak okunmalı. Başka türlü anlaşılamaz. Her duruma uyan şiirleri vardır. Aşk, sevgi, ümit, boşluk, korku, sıkıntı, yokluk, sevinç, karamsarlık... İnsana dair ne kadar his, düşünce, eylem varsa iyisi, kötüsü, hiç şüphe duymadan direkt yazmıştır. Bu kadar insanın onu çok seviyor olmasının en açık sebebi de budur bence. Ayrıca bir insan yaşama karşı hayretini, evrendeki diğer canlılara nezaketini ve kendine özsaygısını kaybetmemelidir. Nazım bunun en güzel örneğidir.

Nazim Nazim

Ben bir insan, ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret...
Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, 
hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, 

hem zindandan dönen insan ruhundan, 
hem kitlelerin daha güzel günler için savaşından, 
hem bir tek insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak istiyorum, 
hem ölüm korkusundan, 
hem ölümden korkmamaktan bahseden şiirler yazmak istiyorum.

Nâzım Hikmet





Ara Güler ile ilgili bugün bildiğim bir yazıyı okudum. Ne kadar güzel anlatmış. Ömrüne bereket.

"Ne adamlar var!"

Bana soruyorlar; "Sen ne marka makineyle fotoğraf  çekersin? diye. Fotoğraf makineyle mi çekilir? Şimdi en iyi, en gelişmiş daktilo bende olsa en büyük yazar ben mi olurum? Roman daktiloyla mı yazılır? Arkadaş (gözleriyle kalbini göstererek), fotoğraf burayla, burayla çekilir. Ben Singer dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekerim! Şunlara bak. Alıyorlar Leica'yı, Canon'u, Nikon'u ellerine, yollara düşüyorlar. Bir köylü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam... Koyun sürüsü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam...  Çadır mı gördüler. Dur! İki şipşak, tamam... Ben bir çobanın fotoğrafını çekeceksem, onunla oturmalıyım, birlikte yemek yemeliyim, gece çadırında kalmalıyım... Onu tanımalıyım. Fotoğrafını ancak ondan sonra çekebilirim.

Ara Güler

Etiketler: , , ,

1 Mayıs 2012 Salı

1 Mayıs, 1 Mayıs, İşçinin,Emekçinin Bayramı

Nihayet.

Nihayet.

Bizde de 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlanabilmesi için resmi tatil ilan edildi.

Nihayet.

Çok şükür, çok şükür, bugünleri de gördük, çok şükür.



Saman Sarısı

...

Sen, mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren
Melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de al çeperli elmanın

1961 yaz ortasındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?

Çok şükür, çok şükür
Bugünleri de gördüm
Ölsem gam yemem gayrinin
Resmini yapabilir misin üstad?

yazık yazık Havana'da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin
bir el gördüm Havana'nın 150 kilometre doğusunda deniz kıyısına yakın bir duvarın üstünde bir el gördüm
ferah bir türküydü duvar
el okşuyordu duvarı
el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının
on yedi yaşındaydı el ve Mariya'nın memelerini okşuyordu
avucu nasır nasırdı ve Karayip denizi kokuyordu
yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun
yirmi beş yaşındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan
otuz yaşındaydı el ve Havana'nın 150 kilometre doğusunda
deniz kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu okşuyordu duvarı
sen el yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini
Kübalı balıkçı Nikolas'ın da elini yap karakalem
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas'ın elini
kocaman bir el
deniz kaplumbağası bir el
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
artık bütün sevinçlere inanan bir el
güneşli denizli kutsal bir el
Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp yeşerip ballanan umutların eli
1961'de Küba'da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler gibi ağaçlar diken ellerden biri
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
yalansız hürriyetin eli
Fidel'in sıktığı el
ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kaadına hürriyet sözcüğünü yazan el
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların
balkutusu bir karpuzu kesiyorlarmış gibi ve gözleri parlıyor erkeklerinin
ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının
akşam oluyor Paris'te
Notr Dam turuncu bir lamba gibi yanıp söndü ve Paris'in bütün
eski yeni taşları turuncu bir lamba gibi yanıp söndü
bizim zanaatları düşünüyorum şiirciliği, resimciliği, çalgıcılığı
filan düşünüyorum ve anlıyorum ki
bir ulu ırmak akıyor insan eli ilk mağarayı ilk bizonu çizdiğinden beri
sonra bütün çaylar yeni balıkları yeni su otları yeni tatlarıyla
dökülüyor onun içine ve kurumayan uçsuz bucaksız akan bir o'dur.
Paris'te bir kestane ağacı olacak
Paris'in ilk kestanesi Paris kestanelerinin atası
İstanbul'dan gelip yerleşmiş Paris'e Boğaz sırtlarından
hala sağ mıdır bilmem sağsa iki yüz yaşında filan olmalı
gidip elini öpmek isterdim
varıp gölgesinde yatmak bu kitabın kaadını yapanlar
yazısını dizenler nakışını basanlar bu kitabı dükkanında
satanlar para verip alanlar alıp da seyredenler bir de
Abidin bir de ben bir de bir saman sarısı, belası başımın.

(Tiren, Varşova-Krakof-Pırağ-
Moskova-Paris-Havana-Moskova
1961)
Nazım Hikmet RAN

Abidin Dino'nun cevaben yazdığı şiir:



Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya...

Abidin DİNO

Etiketler: , ,

11 Nisan 2012 Çarşamba

Arkadaşlık ağaca benzer...




Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu yeşermez artık.


Nazım Hikmet'in kendi sesinden.
Piraye'nin yazdığı mektuptan.

Etiketler: , , ,

10 Nisan 2012 Salı

Sevme-Sevda üzerine...

Sen bilmezsin sevgili Nazım benim kalbimde sevdiklerimin ayrı ayrı odaları vardır.

Sen kendi odanda baş köşede duruyorsun bunlardan habersiz.

Umarım sıkılmıyorsundur ziyaretlerimden.

Çünkü sevmek kelimesini sık kullanıyorum ve her ağzımdan çıktığında da seni anıyorum.


ŞAİR

Şairim
şimşek şekillerini şiirlerimin
caddelerde ıslık çalarak
kazırım
duvarlara...

100 metreden
çiftleşen iki sineği seçebilen iki gözüm,
elbette gördü
iki ayaklıların
ikiye ayrıldığını...

Sen
benim
hangisinden olduğumu anlamak istiyorsan
cebime sok
kafanı:

orda
aydınlığı okuyan kara ekmek
sana doğruyu söyler...

Şairim
şiirden anlarım,
en sevdiğim gazel
Anti Düringidir Engelsin...

Şairim
bir yıl yağan yağmur kadar şiir yazdım...

Fakat asıl
şaheserime
başlamak için
Hafızı Kapital olmayı bekliyorum.

Futbolda eski kurdum.
Fenerbahçenin forvetleri
mahallede kaydırak oynıyan birer piç kurusuyken
ben
en ağır hafbekleri yere vururdum.
Futbolda eski kurdum.
Santırdan alınca pası
çakarım
Hoooooooooooooooooooooop!
5 numro top
açık ağzından girer golkipin karnına.
Bana mahsustur bu vuruş
futbol potinlerim
kurşunkalemimden öğrendi bu zanaatı!
O kurşunkalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra
işkembenizde taş.

Şairiz be,
şairiz dedik ya be arkadaş...

Nazım Hikmet
835 satır
Şiirler 1
YKY

Etiketler: , ,

24 Ocak 2012 Salı

19 yıl olmuş...



19 yıl olmuş. Sabah düşündüm de ben lisedeydim o yıl. Zaman sanki su gibi aktı geçti.

Fakat yakınları hele hele çocukları Özgür ve Özge neler hissetmiştir kimbilir? Her gün eksikliğini hissetmek, yanında olmasını istemek, babasının başarılarını emin bir şekilde beklemek, aynı şekilde kendilerinin yaşadıklarına babalarının tanık olmasını istemişlerdir.

Eşi; elmanın diğer yarısı, hayat arkadaşı ne yapıyordur onsuz geçen günlerde? Bunu düşünmek bile istemiyor insan. Tanımadık bir duygu ve insan hiç tanışmak istemiyor.

En çok değerli olduğunu düşündüğüm, sevdiğim insanların zamansız gidişlerine üzülürüm hep. Uğur Mumcu benim için çok değerli, çok sevdiğim, güzel bir insandır. Daha çok yazacak, daha çok üretecek, daha çok temiz bir yaşam bırakacaktı bizlere. Tabii ki her ölüm erken ve zamansızdır bizler için. Ama bazıları ne kadar yaşlansa da zamansız gelir. Seni tanımış, bilmiş, okumuş ve sevmiş biri olmak yetecek kalan günlerde bana.

Zamanın nasıl geçtiğini Nazım ne güzel anlaşmıştır. İnsan düşünmeden edemiyor.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız: 'Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...'
Bana sorarsanız: 'On senesi ömrümün...'
Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsanız: 'Bütün bi hayat...'
Bana sorarsanız: 'Adam sende bi hafta...'
Katillikten yatan Osman; ben içeri düştügümden beri yedi buçuğu doldurup çıktı.
Dolaştı dışarda bi vakit, sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar.
Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocuğu olacakmış baharda...

Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yılın titrek, uzun bacaklı tayları, rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldu çoktan.
Fakat zeytin fidanlari hala fidan, hala çocuktur.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri...
Ve bizim hane halkı, bilmediğim bir sokakta, görmediğim bi evde oturuyor

Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
Sonra vesikaya bindi
Bizim burda, içerde
Birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayın için
Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız

Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
Daşov kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşimaya
Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi üçünden bahsediyor amerikan doları
Fakat gün ışığı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
Ve karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular yarı yarıya

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine
'Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar.
Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
Ve kahreden yaratan ki onlardır,
Şarkılarda yalnız onların maceraları vardır'

Ve gayrısı
Mesela, benim on sene yatmam
Laf'ı güzaf...

Etiketler: , , , ,

3 Haziran 2010 Perşembe

3 Haziran 63'ü...



http://www.nazimhikmetran.com/

Usta'nın hep içimden okuduğum şiirlerinden birini sesli okuma fırsatı bulduğum, dizlerimin titremesinin uzaklardan farkedildiği bir gün.

Hem Nazım Hikmet hem de Ahmet Arif'i anmak için bir etkinlik düzenlemişiz kendi çapımızda. Herkes dersine çalışmış, teker teker çıkıp kalabalığa şiirlerimizi okuyacağız...

Okul yılları yani di'li geçmiş zaman.

Her geçen anda eskimek, unutulmak yerine artar Nazım Hikmet sevgisi içimde. O nedenle bu hissi bana yaşatan tek şairdir Nazım. Diğer şairlerimi de severim elbet ama onların sevgisi durağandır.

Bugün sabahtan beri boğazımda bir düğüm, pınarda damlamaya hazır damlalar.

"Bağır, bağır" bağırasım var.

Sesli okuduğum tek şiirimle bir kez daha anıyorum seni ve çok seviyorum.

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Seni her gün anmalı, her gün şiirlerini vitamin niyetine okumalı ve Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Orhan Kemal anısına yazdığı, şiirde Nazım'dan uzun uzun bahsettiği, Hüsnü Arkan'ın bestelediği "Haziran'da ölmek zor" özellikle bugün mırıldanmalı.

...
"Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda gönü"
Demek ki "şile bezi"
Demek ki "yeşil biber"
Bir de Memed'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...

Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta'nın...
...

Etiketler: , , ,

7 Mayıs 2010 Cuma

Yine de iyimserlik...

Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Uçak sağ salim inebilsin meydana
Doktor gülerek çıksın ameliyattan
Kör çocuğun açılsın gözleri
Delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken
Birbirine kavuşsun yavuklular
Düğün dernek yapılsın hem de
Susuzluk da suya kavuşsun
Ekmek de hürriyete

Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Onların dediği çıkacak
Eninde de sonunda da...


Nazım Hikmet Ran

Etiketler: , ,