11 Mart 2014 Salı

Ey ahali, Duyduk duymadık demen...

Berkin Elvan'ın anısına.

Ey ahali,
Duyduk duymadık demen
Bir çocuk kayboldu
Avucunda defne dalı
Parmakları nur içinde
Saçları darmadağın dalgalanır
Toz duman içinde
Yağmur içinde
Ey ahali,
Bulan var mı, gören var mı?
Bulup getirene
Görüp haber verene
Aydınlık, ter-ü taze, ışıl ışıl
Ve kardeşçesine yaşanılan
Bir dünya verilecektir
İyiye, doğruya, güzele selam durulacaktır.

Yaşar Kemal

Etiketler: , , ,

28 Kasım 2012 Çarşamba

Yalan...

Yalan
Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı
Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum
Mahpuslara affı umumiden...
Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara...

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek...

Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul – 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı.
Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır.

Yaşamı

İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı.
Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi.
Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı.
Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü.
Melih Cevdet Anday'ın Ören'deki heykeli
1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı.
1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü.
1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı.
Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu.
Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Melih_Cevdet_Anday

Etiketler: ,

15 Kasım 2012 Perşembe

Yokuş...

Yokuş
Saçlarından ödünç ver
Dört bahar geçti
Çiçek kokusu öpmedim
Çok oldu mutluluktan vazgeçeli
Gülüşünden ver
Ömrümden al

Ceyhun Yılmaz

Etiketler: , ,

1 Ekim 2012 Pazartesi

Acıyor...


ACIYOR...

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar...

Turgut Uyar

Etiketler: , ,

12 Nisan 2012 Perşembe

Roman Okudum Seni Düşündüm...


Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
Yürürüz başkentin sokaklarında

Bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi
Üstünde iki yonga: Çarşamba, bir de cuma

Ayrılık lafları etme sevgilim
Önümüz Temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa

Kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz
Sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

Kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da
Kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa

İşimiz mi yok, şu Akay´a sapalım istersen
İstersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

Börekçi! diye bağır istersen şurda
Kısmet çıkar -sanırım- Emek´te oturan kıza

Abiler! Abiler! diye bir şey satayım ben
Mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

Üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim
Madrid´te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyorduLondra´da

Seversin mi beni, doğru söyle ama? - Sigara?
Ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

İnan Selimiye´nin minareleri gibisin
Her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya

Cemal Süreya
Üstü Kalsın

Doğan Kardeş-Seçme Şiirler
YKY

Etiketler: ,

10 Nisan 2012 Salı

Sevme-Sevda üzerine...

Sen bilmezsin sevgili Nazım benim kalbimde sevdiklerimin ayrı ayrı odaları vardır.

Sen kendi odanda baş köşede duruyorsun bunlardan habersiz.

Umarım sıkılmıyorsundur ziyaretlerimden.

Çünkü sevmek kelimesini sık kullanıyorum ve her ağzımdan çıktığında da seni anıyorum.


ŞAİR

Şairim
şimşek şekillerini şiirlerimin
caddelerde ıslık çalarak
kazırım
duvarlara...

100 metreden
çiftleşen iki sineği seçebilen iki gözüm,
elbette gördü
iki ayaklıların
ikiye ayrıldığını...

Sen
benim
hangisinden olduğumu anlamak istiyorsan
cebime sok
kafanı:

orda
aydınlığı okuyan kara ekmek
sana doğruyu söyler...

Şairim
şiirden anlarım,
en sevdiğim gazel
Anti Düringidir Engelsin...

Şairim
bir yıl yağan yağmur kadar şiir yazdım...

Fakat asıl
şaheserime
başlamak için
Hafızı Kapital olmayı bekliyorum.

Futbolda eski kurdum.
Fenerbahçenin forvetleri
mahallede kaydırak oynıyan birer piç kurusuyken
ben
en ağır hafbekleri yere vururdum.
Futbolda eski kurdum.
Santırdan alınca pası
çakarım
Hoooooooooooooooooooooop!
5 numro top
açık ağzından girer golkipin karnına.
Bana mahsustur bu vuruş
futbol potinlerim
kurşunkalemimden öğrendi bu zanaatı!
O kurşunkalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra
işkembenizde taş.

Şairiz be,
şairiz dedik ya be arkadaş...

Nazım Hikmet
835 satır
Şiirler 1
YKY

Etiketler: , ,

24 Ocak 2012 Salı

19 yıl olmuş...



19 yıl olmuş. Sabah düşündüm de ben lisedeydim o yıl. Zaman sanki su gibi aktı geçti.

Fakat yakınları hele hele çocukları Özgür ve Özge neler hissetmiştir kimbilir? Her gün eksikliğini hissetmek, yanında olmasını istemek, babasının başarılarını emin bir şekilde beklemek, aynı şekilde kendilerinin yaşadıklarına babalarının tanık olmasını istemişlerdir.

Eşi; elmanın diğer yarısı, hayat arkadaşı ne yapıyordur onsuz geçen günlerde? Bunu düşünmek bile istemiyor insan. Tanımadık bir duygu ve insan hiç tanışmak istemiyor.

En çok değerli olduğunu düşündüğüm, sevdiğim insanların zamansız gidişlerine üzülürüm hep. Uğur Mumcu benim için çok değerli, çok sevdiğim, güzel bir insandır. Daha çok yazacak, daha çok üretecek, daha çok temiz bir yaşam bırakacaktı bizlere. Tabii ki her ölüm erken ve zamansızdır bizler için. Ama bazıları ne kadar yaşlansa da zamansız gelir. Seni tanımış, bilmiş, okumuş ve sevmiş biri olmak yetecek kalan günlerde bana.

Zamanın nasıl geçtiğini Nazım ne güzel anlaşmıştır. İnsan düşünmeden edemiyor.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız: 'Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...'
Bana sorarsanız: 'On senesi ömrümün...'
Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsanız: 'Bütün bi hayat...'
Bana sorarsanız: 'Adam sende bi hafta...'
Katillikten yatan Osman; ben içeri düştügümden beri yedi buçuğu doldurup çıktı.
Dolaştı dışarda bi vakit, sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar.
Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocuğu olacakmış baharda...

Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yılın titrek, uzun bacaklı tayları, rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldu çoktan.
Fakat zeytin fidanlari hala fidan, hala çocuktur.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri...
Ve bizim hane halkı, bilmediğim bir sokakta, görmediğim bi evde oturuyor

Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
Sonra vesikaya bindi
Bizim burda, içerde
Birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayın için
Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız

Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
Daşov kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşimaya
Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi üçünden bahsediyor amerikan doları
Fakat gün ışığı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
Ve karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular yarı yarıya

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine
'Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar.
Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
Ve kahreden yaratan ki onlardır,
Şarkılarda yalnız onların maceraları vardır'

Ve gayrısı
Mesela, benim on sene yatmam
Laf'ı güzaf...

Etiketler: , , , ,

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Şakacı...



ŞAKACI

Güler, gülümser bir şakacı,
Güldürür,düşündürür,
Arada-bir durur, gözleri dalar,
Neler söyler, neler susar..
Yoksa, çok acı bir şakayı
Şakadan da olsa,
Çok yalın bir karanlığa mı saklar..
Oynadığı oyunsa,
Yaşamda oynadığı,
Oyununu mu yaşar..
Oyunda yaşadığı,
Yaşamını mı oynar..
Yaşarcasına, oynarcasına.
Öyküler anlatır olmuşcasına,
Sonunu mutlu bağlar,
Gider evinde ağar.

Özdemir ASAF

Etiketler:

24 Mart 2011 Perşembe

Elim birine değsin...



“Elim birine değsin

Isıtayım üşüdüyse

Boşa gitmesin son sıcaklığım”


Rıfat Ilgaz

Etiketler: ,

3 Şubat 2011 Perşembe

Cüceler...


...

Elimde bir çanta, şurda burda dolaşıyorum
Hep bir yerlere gideceğim sanki
Güvercinler konuyor saçlarıma bileklerime
Uçuşuyorlar
Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine
Kupkuru
Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi
Kalbim, diyorum
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına sevgili.

Etiketler: ,

18 Kasım 2010 Perşembe

Orhan Veli...



Anmakta geç kaldım seni sevgilim.

Sunay Akın hatırlattı sağolsun. O ne güzel bir programdır "Hayat Deyince" Türkmax'ta her cumartesi saat 21.45 olunca başlar ve bir denizaltıdan bahsederken bir bakarsın bir şairin hayatına geçmiş.

Geçtiğimiz cumartesi yine öyle oldu. Başka bir konu ile programa başladı ve bir anda sevgilim Orhan Veli'den bahsetmeye başladı.

Orhan Veli'nin yeri ayrıdır bende. Çok severim ama bilmez, bilemez. 14 Kasım 1950'de belediyenin açtığı ve kapamadığı bir çukura düşmesi sonucu veda etmiş bizlere Ankara'da. Ne acı bir ölüm diye düşünüyorum, düş, başından yaralan...



Her ölüm zamansız, her ölüm üzücü gelir bizlere. Sanki kendimizin nasıl öleceğini bilir ve kimseyi üzmeyecekmişiz gibi. Garip, tuhaf.

Şiirlerini okumak güzeldir hem de her zaman. Ezbere de bilsen, kitaptan da baksan farketmez. Her yaşta farklı bir anlam çıkartırsın. Sen büyürken onun şiirleri de demlenir ve başka keyif verir.

Şimdi bir şiirle tekrar hatırlayalım ve bir daha anmayı unutmayalım.

SİZİN İÇİN

Sizin için, insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ışığında binbir yeşil;
Sarılar da sizin için, pembeler de;
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı;
Yatıştaki rahatlık;
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler;
Günlerin isimleri,
Ayların isimleri,
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli;
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Sizin icin mezarlar, mezar taşları,
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için;
Her şey sizin için.

Etiketler:

1 Temmuz 2010 Perşembe

Herkes ve Birkaç Kişi...



Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar Yağmurun Ellerini
Onca şarkı, onca film, onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan, sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.

Murathan Mungan
Fazladan Bir Kitap

Etiketler: ,

3 Haziran 2010 Perşembe

3 Haziran 63'ü...



http://www.nazimhikmetran.com/

Usta'nın hep içimden okuduğum şiirlerinden birini sesli okuma fırsatı bulduğum, dizlerimin titremesinin uzaklardan farkedildiği bir gün.

Hem Nazım Hikmet hem de Ahmet Arif'i anmak için bir etkinlik düzenlemişiz kendi çapımızda. Herkes dersine çalışmış, teker teker çıkıp kalabalığa şiirlerimizi okuyacağız...

Okul yılları yani di'li geçmiş zaman.

Her geçen anda eskimek, unutulmak yerine artar Nazım Hikmet sevgisi içimde. O nedenle bu hissi bana yaşatan tek şairdir Nazım. Diğer şairlerimi de severim elbet ama onların sevgisi durağandır.

Bugün sabahtan beri boğazımda bir düğüm, pınarda damlamaya hazır damlalar.

"Bağır, bağır" bağırasım var.

Sesli okuduğum tek şiirimle bir kez daha anıyorum seni ve çok seviyorum.

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Seni her gün anmalı, her gün şiirlerini vitamin niyetine okumalı ve Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Orhan Kemal anısına yazdığı, şiirde Nazım'dan uzun uzun bahsettiği, Hüsnü Arkan'ın bestelediği "Haziran'da ölmek zor" özellikle bugün mırıldanmalı.

...
"Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda gönü"
Demek ki "şile bezi"
Demek ki "yeşil biber"
Bir de Memed'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...

Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta'nın...
...

Etiketler: , , ,

7 Mayıs 2010 Cuma

Yine de iyimserlik...

Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Uçak sağ salim inebilsin meydana
Doktor gülerek çıksın ameliyattan
Kör çocuğun açılsın gözleri
Delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken
Birbirine kavuşsun yavuklular
Düğün dernek yapılsın hem de
Susuzluk da suya kavuşsun
Ekmek de hürriyete

Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Onların dediği çıkacak
Eninde de sonunda da...


Nazım Hikmet Ran

Etiketler: , ,