13 Aralık 2011 Salı



Bugün annemle babamın (yaşasaydı) 38.evlilik yıldönümü olacaktı. Hayat işte umduğumuz gibi olmuyor bazı şeyler. Annem hatırlamıştır, buruktur herhalde. Bende onların nikah fotoğrafı ile yadetmek istedim o günleri.

Ayrıca bugün kahve yaparken aklıma çok sevdiğim, bugüne kadar tanıdığım en beyefendi yöneticilerimden Altan Sağanak geldi. Odasına girer "size birşey sorabilir miyim?" dediğimde bana bazen aşağıdaki şiiri okurdu. Çok da güzel okurdu. Hayatta ise sağlıklı bir ömür, yok eğer değilse rahmet diliyorum.

ADA'YA DAVET

Bana sor güzelim, üzme kendini,
Ben şairim,
Elbette bilirim
Bu yağmurun ne zaman dineceğini;
Ne zaman açacağım havanın;
Adaya kaçta vapur var.
Çamlarda nasıl sevişir âşıklar,
Tadını, lezzetini o sevdanın
Şöyle bir gülümseyiver,
Derhal dinecek yağmur.
Haydi bizi bekliyor vapur;
Bu tramvay Köprüye gider.

Cahit Sıtkı Tarancı

Etiketler: , ,

3 Haziran 2010 Perşembe

3 Haziran 63'ü...



http://www.nazimhikmetran.com/

Usta'nın hep içimden okuduğum şiirlerinden birini sesli okuma fırsatı bulduğum, dizlerimin titremesinin uzaklardan farkedildiği bir gün.

Hem Nazım Hikmet hem de Ahmet Arif'i anmak için bir etkinlik düzenlemişiz kendi çapımızda. Herkes dersine çalışmış, teker teker çıkıp kalabalığa şiirlerimizi okuyacağız...

Okul yılları yani di'li geçmiş zaman.

Her geçen anda eskimek, unutulmak yerine artar Nazım Hikmet sevgisi içimde. O nedenle bu hissi bana yaşatan tek şairdir Nazım. Diğer şairlerimi de severim elbet ama onların sevgisi durağandır.

Bugün sabahtan beri boğazımda bir düğüm, pınarda damlamaya hazır damlalar.

"Bağır, bağır" bağırasım var.

Sesli okuduğum tek şiirimle bir kez daha anıyorum seni ve çok seviyorum.

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Seni her gün anmalı, her gün şiirlerini vitamin niyetine okumalı ve Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Orhan Kemal anısına yazdığı, şiirde Nazım'dan uzun uzun bahsettiği, Hüsnü Arkan'ın bestelediği "Haziran'da ölmek zor" özellikle bugün mırıldanmalı.

...
"Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda gönü"
Demek ki "şile bezi"
Demek ki "yeşil biber"
Bir de Memed'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...

Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta'nın...
...

Etiketler: , , ,

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Hayat, anılar ve yemek üzerine bir kitap...



Selim İleri'nin yazılmış onlarca kitabı olmasına rağmen ben bu yaşa kadar hiç okumamışım. Oburcuk Mutfakta kitabını okurken tanışmakta bu kadar geç kaldığım için bayağı hayıflandım.

Oburcuk Mutfakta 3 kitabın birleşimi. Bu açıdan bakınca şanslıyım.

Selim İleri çocukluğunun anı bankasından teker teker aile bireylerini ve yakın aile dostlarını çıkartıp yemek ve sofra hallerini aktarıyor bizlere.

Öyle keyifli ki. Eğer sizde güzel bir mola vermek isterseniz mutlaka okuyun derim. Kitabın tamamını ayrı ayrı anılardan oluştuğu için istediğiniz kadar okumakta özgürsünüz.

Her anıda olmasa da çoğunda yemek tarifleri ve pişirme üzerine püf noktaları var. Benim gibi mutfak aşığı bir insan için eşsiz bir hazine ayrıca.

Etiketler: , , ,

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Anılar...



Mina Urgan'ın Bir Dinozorun Anıları kitabını okuyorum son günlerde. Kitapta öyle enteresan konular, kişiler var ki insan şaşırıyor.

Bir ömüre bu kadar bilgi, insan, anı nasıl sığdırılır ve yakın tarihmiş gibi detaylı olarak hatırlanır bilmiyorum.

Kitaptan ara ara ilginç bölümleri paylaşmak istiyorum.

Sait Fait Abasıyanık ile ilgili çok hoşuma giden bir anısını aktarmış Mina Urgan: " ... Sait, Eleni, Cahit ve ben, Bohem meyhanesinde oturuyorduk bir akşam. Sait, kıskançlık denilen duyguyu hiç anlamadığını anlatıyordu bana. "Senin aşık olduğun kadına o da tutulduğu için, bir erkeğe nasıl düşman kesilirsin, nasıl kıskançlığa kapılırsın?" diyordu. "Seninle aynı duyguları paylaşan adam, sana en yakın insandır, senin can kardeşindir" diyordu. Kıskançlığın çirkinliğini, öyle ince bir duyarlılıkla, öyle bir içtenlikle anlatıyordu ki, fena halde duygulanmıştım, ağlamak üzereydim nerdeyse. Derken birdenbire sözünü kesip, ayağa fırladı...

devamını merak eden Bir Dinozorun Anıları'ndan devam edebilir.

Tabii ki düşünce ile eylem her zaman birbirini tamamlamıyor olabilir. Yine de Sait Faik tanımı o kadar güzel yapmış ki bugüne kadar böyle bir bakış açısı ile karşılaşmadığımdan çok hoşuma gitti.

Kendimizi sevdiğimiz, tamam hissettiğimiz, onayladığımız anların çok olması dileğiyle...

Etiketler: , , , ,