8 Kasım 2010 Pazartesi

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği...

Birkaç yıl önce yaşgünümde "Hayatta dikili bir ağacım var mı?" diye kendime sorarken tek bir cevabım vardı. Buğday Derneği. Hala da öyle düşünüyorum.

Kendimle, gösterdiğim cesaretle gurur duyduğum bir girişimdir Buğday Derneği kurucu üyesi olmak. İlk teklif edildiğinde sorumluluk alanımı bilmediğimden bayağı bir çekimser kalmış, hemen evet diyememiştim. Sonra düşündüm ki bu kadar insanın içinde 7 kişiden biri olmak hoş bir durum aslında.

İlk seçilen yönetim kurulunda sayman olarak görev yaptım bir süre.

Sonra tekrar eski sektöre döndüğümden dernekte çalışamaz oldum. Şimdi düşündüğümde hem Buğday Dergisi, hem de Buğday Derneği hayatımın en güzel zamanlarının geçtiği, beynimin, ruhumun gerçekten dinlendiği, bedenen yorulduğum ama mutlu olduğum, hayatıma birçok güzel insanın katıldığı işler.

Dergi artık çıkmıyor, çıkamıyor. Fakat her 2 ayda bir Ekolojik Yaşam Rehberi'ni ulaştırıyorlar sağolsunlar.

Rehberde en az dergi kadar muhteşem tabii ki. Hem dernekten kopmamış hissediyorum hem de yenilik namına ne varsa öğreniyorum. Yani yine hayatımı iyi yönde değiştirmeye devam ediyor BUĞDAY.

Dün Sonbahar sayısı ulaştı. Köşesinde "yağmurdan sonra, toprağın baş döndüren kokusu, renk cümbüşü ve uyku" yazıyor.

İçini açtığımda Victor'un gülen yüzüyle karşılaşıyorum ve şöyle diyor:

Buğday Derneği beşinci olağan genel kurulunu yapacak 24 Ekim'de, dernek kurulalı dokuz yıla yakın, Buğday Hareketi ortaya çıkalı da yaklaşık yirmi koca yıl geçti. Bu zaman çok bir şey de ifade etmiyor bir yandan. Bu yılları, içlerinde Buğday'a emek vermiş kişilerin sayısı ile çarparsak asıl o zaman gerçekçi, koskoca bir rakam çıkar karşımıza. Kimbilir siz hangi noktasında ne vesile ile temas ettiniz Buğday'a, en azından elinizde tuttuğunuz Ekolojik Yaşam Rehberi'nin beşinci sayısını edinip okuyarak aileye dahil olmaktasınız şu anda.

Yirmi yılda dünyada çok şey değişti, değişim süreci çok hızlandı ve gittikçe hızlanıyor. Bana sorarsınız yüzeyde kirlilik ve çözülme, bozulma artıyor. Derinde de tohumlar olgunlaşıyor, içimizde neye ihtiyacımız olduğunu, yaşama nasıl hizmet edebileceğimizi daha net hissetmeye başlıyoruz gitgide. Artık tartışmaların odağı doğru ile yanlış arasında değil, freni kopmuş kamyonun neresinde durulması gerektiği, kamyonu kimin nasıl zapt edeceği, çarpıp durduğunda en az zarar vereceği istikametin ne olduğu... Bence.

Yapacak, yapabilecek çok şey var, çoğumuzun önünde çok seçenek var ama bir tek şey yapabiliriz aslında, o doğru tek seçeneğimizi bulmamız, fark etmemiz gerekli. Aynı bir çiftçi, üretici gibi. Onun seçenekleri yoktur, sabah erken güneş ile birlikte kalkmalıdır, günboyu o günün, mevsimin gereklerini yapmalıdır, kendisi ve sorumlu olduğu tüm canların yaşamına hizmet etmeli, onları gözetmelidir. Çiftçinin başka seçeneği yoktur, yaşamını sürdürmek için mantıksız seçenekler ve keyfi bir aylaklığa yer yoktur, aylaklığın, dinlenmenin dahi kendi özel zamanı, yeri vardır.

Kendimize fazla güvenip kendi gerçeklerimiz ve hayal ettiğimiz seçenekleri var etmek uğruna, hep gerçek kaynaklarımızı feda ettik, hala etmekteyiz. Ve bizi bunu hala yapmayan, teslimiyet ile yaradılışın gereğini yerine getirerek yaşayan, üreten insanlar besliyor. Özümüze dönme, dürüst olma, emek verme zamanı yeniden, neresinden dönsek kardır aymazlığın. Biz Buğday Derneği'nde herşeye rağmen bir çiftçi kadar sürekli, sabırlı, inançlı ve bir o kadar da mükemmeliyetten uzak, samimi ve maceralı bir şekilde devam ediyoruz yolumuza.

Sizi de mutlaka bekliyoruz genel kurulumuza, çalışmalarımıza, dostluğumuza, üretimlerimize dahil olmaya. Birlikte nice bereketli yirmi yıla, ölçüsüz emeğe ve bereketli hasatlara.

Victor Ananias


Tabii ki genel kurul yapılalı bayağı bir gün geçti. Ama alınan kararlar her ne ise hepimizin hayrına olsun.

Keşke çok sayıda insan derneğe üye olup, derneğin faaliyetlerinden haberdar olsa, pazarları ziyaret etse, hem gözleri hem de mideleri bayram etse. Çocuklarına yedirdikleri her lokma içlerine sinse. Aldıkları doğaya uyumlu her nev-i eşya ile evreni nasıl sevdiklerini gösterse.

Bu güzelliklere dahil olmanın bedeli yılda sadece 40 TL. Evet, evet bu kadar kolay.

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa